Etiket: <span>Batı</span>

Türkiye’de dil birliğinin bozulması, siyasal ve toplumsal dinamikleri derinden etkileyecek bilinçli bir stratejinin parçasıdır. Kimlik, aidiyet ve siyasi egemenlik açısından da büyük bir öneme sahip olan dil, ulus-devletlerin bütünleşmesini sağlar. Batılılar tarafından hedef ülkelerde çok dilli ve çok kimlikli yapıların teşvik edilmesi, parçalanma süreçlerini tetiklemiştir. Türkiye’de de benzer teşvikler Kürtler üzerinden yapılmaktadır. Futbol aracılığıyla “Amedspor” isminin yaygınlaştırılması ve Diyarbakır’ın “Amed” olarak adlandırılması, masum bir isimlendirme meselesi değil; PKK ve onun siyasi uzantısının, dil üzerinden bilinçli bir Kürt kimliği inşasıdır.

Sosyal medya platformu X’te Berü Ajans adlı sayfa, “Wan’da Görkemli Newroz Kutlaması” başlıklı yayınında, “Biji Serok Apo” sloganlarına ve terörist başı Öcalan’ın posterleriyle yapılan gösterilere yer vermektedir. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında “Wan” adında bir il bulunmamaktadır. Doğru adı “Van”dır. Türk dil alfabesinde “W” harfi yoktur. Bu gerçeğe rağmen, bu söylemleri destekleyen gruplar Kürtçe üzerinden ayrılıkçı propagandalarına devam etmektedir.

Öte yandan, İstanbul Yenikapı’da Nevruz kutlama bahanesiyle, bebek katili Öcalan’ın görüntüleri ve konuşmalarının yayımlanması alenen terör örgütü propagandasıdır. Bölücü terör örgütünün faaliyetlerine bu denli alan açılması, toplumda infiale yol açmaktadır.

Benzer şekilde, Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde, İshak Paşa yolu üzerinde sözde Kürdistan bezleri ile yürüyüş düzenlenmesi, Doğu Anadolu bölgemizde ‘özerklik’ ile ilgili soru işaretlerine yol açmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde herhangi bir bölgeye özerklik tanınması anayasal olarak mümkün değilken, terör örgütünün simgeleriyle yürüyüş düzenlenmesi, bölünmez bütünlüğümüze zarar vermektedir.

YAZILARIM

Hillary Clinton ve kızı Chelsea Clinton’ın yapım şirketi HiddenLight Productions tarafından desteklenen “Kobani’nin Kızları” adlı proje, Suriye’nin Kobani kentinde IŞİD’karşı savaşan ‘Kürt’ kadınların mücadelesini anlatıyor. Kitabın yazarı Gayle Tzemach Lemmon, Hillary Clinton’ın söylemiyle “olağanüstü bir hikâye anlatıcısı ve uluslararası sahnede cesaretin sembolü” olarak nitelendiriliyor. Hillary Clinton’ın öve öve bitiremediği yazar Lemmon, Pentagon ve Mercy Corps gibi Batılı stratejik kurumlarla yakın ilişkiler içinde. Mercy Corps gibi sivil görünümlü örgütler, insani yardım kisvesi altında, hedef ülkelerde bilgi toplama ve sosyal mühendislik çalışmaları yapmakla meşhur. Özellikle terör örgütleriyle pek içli dışlı çalışan Mercy Corps gibi kuruluşlar, bölgede PKK/YPG gibi yapılarla temaslar kuruyor ve bu yapıların toplum nezdinde meşrulaştırılmasına katkı sağlıyor. Yazar Lemmon, Kobani’nin Kızları için “kadınların özgürlük ve eşitlik için verdiği küresel bir mücadele” olduğunu savunuyor.

Ancak, parlatılmış bu küresel mücadele söylemi, Batı’nın Afganistan, Irak, Yemen ya da Gazze gibi bölgelerde kadın ve çocuklara karşı duyarsız tavrıyla çelişiyor. Afganistan’da bombalanan köylerde çocuklarını kaybeden anneler ya da Gazze’de işgale karşı hayatta kalmaya çalışan kadınlar, Irak’ta Amerikan askerleri tarafından işkence edilen insanlar, küresel medyada “özgürlük savaşçısı” olarak yansıtılmıyor.

YAZILARIM