Ay: <span>Ocak 2025</span>

Hillary Clinton ve kızı Chelsea Clinton’ın yapım şirketi HiddenLight Productions tarafından desteklenen “Kobani’nin Kızları” adlı proje, Suriye’nin Kobani kentinde IŞİD’karşı savaşan ‘Kürt’ kadınların mücadelesini anlatıyor. Kitabın yazarı Gayle Tzemach Lemmon, Hillary Clinton’ın söylemiyle “olağanüstü bir hikâye anlatıcısı ve uluslararası sahnede cesaretin sembolü” olarak nitelendiriliyor. Hillary Clinton’ın öve öve bitiremediği yazar Lemmon, Pentagon ve Mercy Corps gibi Batılı stratejik kurumlarla yakın ilişkiler içinde. Mercy Corps gibi sivil görünümlü örgütler, insani yardım kisvesi altında, hedef ülkelerde bilgi toplama ve sosyal mühendislik çalışmaları yapmakla meşhur. Özellikle terör örgütleriyle pek içli dışlı çalışan Mercy Corps gibi kuruluşlar, bölgede PKK/YPG gibi yapılarla temaslar kuruyor ve bu yapıların toplum nezdinde meşrulaştırılmasına katkı sağlıyor. Yazar Lemmon, Kobani’nin Kızları için “kadınların özgürlük ve eşitlik için verdiği küresel bir mücadele” olduğunu savunuyor.

Ancak, parlatılmış bu küresel mücadele söylemi, Batı’nın Afganistan, Irak, Yemen ya da Gazze gibi bölgelerde kadın ve çocuklara karşı duyarsız tavrıyla çelişiyor. Afganistan’da bombalanan köylerde çocuklarını kaybeden anneler ya da Gazze’de işgale karşı hayatta kalmaya çalışan kadınlar, Irak’ta Amerikan askerleri tarafından işkence edilen insanlar, küresel medyada “özgürlük savaşçısı” olarak yansıtılmıyor.

YAZILARIM

Türkiye seçime doğru giderken ‘Kürt Meselesi’ nedense yeniden kaşınıyor. 2013-2015 yılları arası PKK ve uzantıları ile başlayan ve rafa kaldırılan çözüm sürecine yönelik hazırlanan rapor, Friedrich Ebert Vakfının (Friedrich Ebert Stiftung) desteğiyle basılmıştır.

Friedrich Ebert Vakfının Türkiye temsilcilerinin çalışmalarının maddi kaynağı Berlin’de bulunan vakıf merkezi tarafından sağlanıyor. Aynı zamanda da Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) tarafından denetleniyor.

Friedrich Ebert Vakfı aynı zamanda Türkiye’deki mülteciler konusunda da çalışmalar yapıyor hatta Göç Araştırmalar Derneğinin projelerine de destek sağlıyor.

Bu projelerden biri de “İşyerinden Mahallelere Suriyeli Emekçiler: Mekânsal Ayar, Sömürü ve Disiplin” başlıklı dersler. Yani mültecilerin -bize göre geçici koruma altındaki sığınmacıların- Türk toplumundaki yerlerinin kalıcı hale getirilmesi için çalışılmasıdır. Bu da demek oluyor ki; demografik yapımızın bozulmasına içeriden ve dışarıdan birileri gönülden destek oluyor.

Türkiye’nin demografik yapısının bozulmasıyla ilgilenenlerin, sözde ‘Kürt’ sorununa kafa yoranların tek bir merkezden birçok aracı kuruluşlarla asıl hedeflenen Türkiye’nin bölünmesi üzerine nasıl da faaliyetler yürüttüklerini açıktan görüyoruz.

YAZILARIM

“Kefernahum” (Capharnaüm), Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin yönettiği, 12 yaşındaki Lübnanlı Zain’in ailesine “Beni dünyaya getirdikleri için” dava açmasını konu alan film, yabancı dilde en iyi film kategorisinde Lübnan adına Oscar’a aday gösterilmiştir.…

YAZILARIM

Amerikalı toplum şekillendirici Joseph NYE yazmıştı: Akıllı güç (Smart power) ile insanların beyinleri etki altına alınabilir.. Bilinçaltı yönlendirilebilir’

Bu operasyonda kullandıkları silah ise “Medya”dır.

Akıllı güç ile küresel çeteler geniş halk yığınlarını, tv yayınları, gazete haberleri, sanat ve kültür furyaları , moda salgınları, sahte muhalefet tantanasıyla kontrol altına alır.

Seçtikleri ekran yüzleri, sahne devleri, film yıldızları, sanatçı zevat ‘ barış, sevgi, dostluk’tan söz ederken, küresel çeteler savaşı başlattıkları ülkelerin topraklarına diş geçirirler.

Dünyada barış! diye Coke konserlerinde ‘dağıtan’ gençler, ülkelerinin ele geçirildiğinin farkına bile varmazlar! ‘yeah’ derler.. Dünya vatandaşıyız!’

Küresel çeteler de ‘yeah’ derler, ‘Biz tek dünyanın kralıyız!’

Genel YAZILARIM