Şaka Mı Bu?

“Şaka mı bu?”
Gençlerin dilindeki bir itiraz…
Yorgunluğun, çaresizliğin ve değişmeyen düzene karşı bir tepki aslında.
Yıllardır seçim kazanamayan ana muhalefet, hiç bitmeyen iç kavgalar…
“Mecbur oy verdik!” diyen seçmenlerin pişmanlığı…
Diğer tarafta, vaatlerle elinde tutuğu sadık seçmen kitlesiyle uzun süre iktidarını koruyan otorite.
Gençler ise…
“Yaşlı siyasetinden bıktık… Artık kim gelirse gelsin.” diye başlayan sitem.
“hepsi aynı, oy falan yok” çünkü mevcut siyasi yüzlere karşı duyulan güvensizliğin protestosu.

  • “Kiram maaşımı geçti.”
  • “Okuduğum bölümün karşılığı yok.”
    gibi eğitim, siyaset, ekonomik ve kültürel haklarımızı çalanlar; demokrasiden, özgürlükten, sandıktan falan bahsediyor.
    “En iyisi mi, bu ülkeden gitmek.” göç fikri…
    Ya kalanlar?
    Sağ –sol demeden… Siyasetten bağımsız birbirinden farklı kesimlerle bir araya gelmek artık zorunluluk.
    Çünkü ideolojiler tartışılmıyor! Faturaları konuşuyorlar.
    Peki ya siyaset?
    bir siyasinin ıslak gömlekle yürümesi,
    diğerinin mutfaktan samimiyet satması
    bir liderin susamsız simit yemesi gündemi değiştiriyor.

Biz faturalara söverken Antonio Gramsci’nin o meşhur ‘hegemonya’ kavramı tam da boğazımızdan yakalıyor. Adamlar sadece ülkeyi yönetmiyor; neyi konuşup neye öfkeleneceğimizi, neyi dert edip etmeyeceğimize, hangi haksızlığı görmezden geleceğimize kadar rıza üretmemizi sağlıyorlar.

Tam bu çaresizlikte muhalefete sarılmak istiyorsun ama Michel Chossudovski’nin ‘kontrollü muhalefet’ anlatımı tokatlıyor yüzümüzü.
“Demokrasi illüzyonu ile kitleler yönetilir. Yerleşik toplumsal düzeni bozmayan muhalefet egemen elitlerin elindedir. Amaç muhalefeti bastırmak değil muhalefetin sınırlarını belirlemek, muhalif hareketi şekillendirmek ve kalıba sokmaktır.” (Banu Avar, Üretilmiş Muhalefet Nedir? yazısından)
Değişmemek üzere kurnazca kurulan bu çark, kendi düşmanını bile kendi sarayında üretiyor. Onlar yukarda sahte bir kavgaya tutuşurken aşağıda canımızı acıtan simit hesabımız devam ediyor.

Ne diyelim ki…
Siyasilerin koltuklarında oturma hazzıyla sergiledikleri bu performans artık alkışlanmıyor.
Siyaset seyirci kaybediyor.
Biriken öfke ise kendi çıkış yolunu tarihe sarılarak bulacak.
İnanıyorum.

Gamze Köse, 14 Haziran 2026

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir