ABD’den cesur kadın ödülleriyle taçlanan, kadın hakları savunuculuğu yapan sivil toplum kuruluşlarının uyduruk projelerine gönül verenler, kadın hareketi adı altında “demokrasi projelerine” hizmet etmektedir.
ABD’nin devlet destekli kuruluşlardan biri olan Ulusal Demokrasi Vakfı (National Endowment for Democracy-NED) hedef ülkelerde “demokratik hareketleri” fon sağlayarak çeşitli projelere finansal destek sağlamaktadır.
Demokrasi projeleri kapsamında PKK ve kadın teröristler konusu, özellikle Batı’nın demokrasi ve insan hakları söylemlerinin silahlı gruplarla ilişkisi bağlamında, PKK’nın kadın teröristleri, “kadın özgürlüğü” ve “feminist mücadele” olarak desteklenmektedir. Demokrasi projeleri kapsamında bu tür terör yapılarının insan hakları açısından ne kadar samimi olduğu sorgulanmalıdır.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında sosyal medya platformlarında “Dünyayı Kadınlar Kurtaracak” temalı söylem geliştirenler, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” (Jin, Jiyan, Azadi) sloganıyla Öcalan’ın kadın özgürlüğü konusundaki fikirlerini yaygınlaştırıyorlar. PKK ve onun kadın yapılanması olan PAJK terör örgütü tarafından geliştirilen bu slogan, ABD ve Avrupa’da düzenlenen kadın yürüyüşlerinde de kullanıldı.
Bakınız, PKK terör örgütünün elebaşı Öcalan, “kadın özgürlüğünü devrimci mücadelenin merkezine koymuş ve toplumsal değişimin temel taşı olarak görmüş…”
“Kürt” halk önderi ve ideolog olarak pazarlanan Öcalan, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda sayısız terör saldırısı gerçekleştirmiş; çocuk, kadın ve yaşlı demeden sivilleri de hedef alan kanlı eylemler yapmıştır. 1984’ten bu yana 40 binden fazla insanımızın hayatını kaybetmesine sebep olan kanlı terör örgütü PKK, bölgedeki köyleri basarak katliamlar yapan, bombalı saldırılarla şehirlerde masum insanların canına kıyan bir terör yapılanmasıdır. Bu inkâr edilemez gerçek, “kadın hakları, kadınlara özgürlük, kadın dayanışması” gibi küresel söylemlerle temizlenemez!
Batı’nın “Kadın Özgürlüğü” Söylemi
Küresel medya, PKK’nın kadın yapılanmasını “kadın özgürlüğü” ve “kadın devrimi” gibi kavramlarla PKK’nın kadın savaşçılarının cesur ve bağımsız bireyler olduğu imajını yaratıyor. Ancak bu imaj operasyonu, örgüt içindeki kadınlara yönelik baskılarla ciddi bir çelişki barındırıyor.
İtirafçı kadın terörist B.E’nin itirafları: “Örgüt insanların ölümünden başka şey yapmıyor, güya kadınları koruyor ama evinden, evlilikten kaçıp gelen kadınlar orada yaşayamıyor, 2 günde ölüyor. Örgütün yaptığı şey 2 dakikada öldürtmek.” (https://www.trthaber.com/haber/turkiye/kadin-terorist-pkk-kamplarinda-yasadigi-vahseti-anlatti-402047.html)
Örgütten kaçan kadın teröristlerin ifadeleri ise şu şekildedir: “Örgütte kadınların ‘özgürlük’ söylemi tamamen yalandan ibaret… Kadınlar sözde eşit görülse de en küçük itirazlarında cezalandırılıyorlar. Tacize ve tecavüze uğrayan birçok kadın intihara zorlandı. Kadınlar, örgütün üst düzey yöneticiler tarafından cinsel saldırıya uğruyor. Kaçmaya çalışan kadınlar ya infaz ediliyor ya da ağır cezalarla cezalandırılıyor.”
Birleşmiş Milletler raporlarına göre terör örgütü PKK/YPG’nin sadece 2022’de 1200 çocuğu zorla bünyesine kattığı raporlanmıştır. Terör örgütü PKK/YPG, ‘çocuk savaşçı’ kullandığını kabul etti. Terör örgütü YPG’nin sözde yöneticisi Mazlum Abdi, BM’de buna dair bir sözleşme bile imzaladı. (Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/teror-orgutu-pkk-ypg-zorla-silah-altina-aldigi-cocuklari-aktif-olarak-kullanmaya-devam-ediyor/3487624) BM ile yapılan sözde anlaşmalara rağmen örgüt, çocuk savaşçı kullanmaya devam etmektedir. Ancak Batı medyası bu konuları nedense es geçiyor.
PKK’nın “Kadın Devrimi” Kurgusu
1990’lardan itibaren terör örgütü PKK içinde kadın yapılanması oluştu. 1993’te de bu yapılanma “YJA-STAR” yani PKK’nın Kadın Ordulaşması, kadınların silahlı mücadelede kullanılmasını örgütledi. 1999’da PAJK (Kadın Özgürlük Partisi) kuruldu. Kadınların siyasal ve ideolojik bağımsızlık adı altında terör örgütüne resmi bir çerçeve çizildi. Kadın militanlar ön plana çıkarılarak, örgütün “kadın devrimi” yaptığı propagandası yayıldı.
Örgüte yeni katılan kadınlara, Öcalan’ın “kadın özgürlüğü” üzerine yazdığı yazılar okutularak beyin yıkama yapıldığı ancak gerçekte kadınların özgür değil, tamamen örgüt liderlerine bağımlı hale getirildiği ifade edilmiştir. Ancak, küresel medya, PKK’nın kadın yapılanmasını “özgürlükçü, ataerkil düzene karşı mücadele eden cesur savaşçılar” olarak tanıtıyor.
PKK’ya Hollywood Makyajı
PKK’nın kadın yapılanması, uluslararası medya tarafından “cesur ve bağımsız kadın savaşçılar” olarak tanıtılıyor. Hillary Clinton’ın yapımcılığını üstlendiği “Kobani’nin Kızları” yapımı, PKK’nın vahşi geçmişini unutturup onları “kadın hakları” için savaşan kahramanlar olarak gösteriyor. Netflix ve diğer sosyal platformlarda, radikal terör örgütü IŞİD’e karşı PKK/YPG’yi olumlayan çeşitli yapımlar bulunmaktadır. Mesela, Özlem Yasar’ın yönettiği Kürt savaş filmi Kobane, PKK’nın Suriye kolu YPG ve YPJ teröristlerini konu almaktadır. Film, özellikle Kürt kadın savaşçıların rolüne odaklanmaktadır. Netflix’in büyük bütçeli yapımı Üç Cisim Problemi adlı filmde de PKK/YPG’nin bir kadın üyesi kahraman olarak gösterilmektedir.
New York Times, The Guardian, BBC gibi küresel medya yayınları, YPJ ve PKK’nın kadın yapılanmasını “özgürlüğün savaşçıları” olarak manşetleştiriyor.
Küresel medya ve feminist örgütlerin romantik hikâyeleriyle PKK’nın kadın yapılanması, kadınları özgürleştirmiyor; aksine onları savaşın malzemesi haline getiriyor.
“Kadın, Yaşam, Özgürlük” Sloganın Küresel Yayılımı
İran’da Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı küresel bir özgürlük hareketinin söylemi haline geldi. Avrupa’daki feminist hareketler, bu sloganı benimseyerek, “Kürt” kadın hareketiyle dayanışma içine girdi. Örneğin, Fransa’da Collektif Feministe du 68, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Gününde bu slogan kullanarak PKK kadın yapılanmasını yücelten eylemler düzenlemiştir. Benze şekilde, Almanya’da düzenlenen feminist yürüyüşlerde PKK paçavralarının taşındığı, PKK/YPG bağlantılı isimlerin konuşmalar yaptığı belgelenmiştir.
İran’daki kadın hareketi Batı’nın gözünde “haklı bir direniş” olarak gösterildiği için, sloganın PKK terör örgütünün içinde kadınlara uygulanan baskıdan arındırılmış bir feminist söylem olarak pazarlanıyor. Batı, feminist hareketleri bölgesel politikalarının bir parçası haline getirerek, rejim değişikliği ve siyasi dönüşüm projelerinde bu tür yapılanmaları bir baskı malzemesi olarak kullanır. İran’daki feminist hareketlerin Batı’dan yoğun destek görmesi, yalnızca kadın haklarıyla ilgili olmayıp, aynı zamanda İran rejiminin Batı çıkarlarına ters düşmesiyle ilgilidir.
PKK’nın sloganlarında iddia ettiği gibi , “Kadın, Yaşam, Özgürlük” söylemi aslında büyük bir aldatmacadan ibarettir. Batı’nın demokrasi söylemi, aslında PKK terör örgütünü aklamak ve bölgesel çıkarlarını uygun hareket eden yapılara destek vermek için kullanılan enstrümanlardan biridir.
PKK ve onun kadın yapılanması projesine hizmet eden herkese “iyi slogan atmalar” diliyorum.
Gamze Köse, 6 Mart 2025
İlk Yorumu Siz Yapın